İlk soru ile aynı mantık yürütmesini uyguladık.
Bu tatilin onlar için “dinen” anlamsız olmasından hareketle, tatilden zevk alamayacaklarını varsaydık. Peki, gerçek durum böyle mi?
Tatile “anlam” katmak için onun dini gerekçeli bir bayram olmasına gerek yoktur. Hayata “anlam” katmak için de ona “dini meal” yüklemeye gerek yoktur.
“Dinsizler için hayat anlamsız, büyük boşluk içindeler, gece uykuları kaçıyormuş (!)” gibi yorumlar yanlış olduğu kadar komiktir. Hatta bu komedi bazen bir adım daha ileriye taşınır: Cezalandıracak bir tanrı yoksa neden hırsızlık yapmıyorsun, cinayet işlemiyorsun?
Bunun gibi zırvalara cevap vermek zaman kaybıdır. Ama zırvalayanlar hakkında fikir yürütebiliriz.
Dini yasaklar olmasa, cinayet işleyecek, hırsızlık yapacak akıl hastası bünyelerle karşı karşıyayız. Dini safsataları hayatlarından çıkardıkları zaman büyük boşluk içine düşeceklerini, yaşamanın anlamsız olacağını düşünüyorlar.
Tamamen benmerkezci, menfaatçi bu tavırlardan, dini çıkar amaçlı ve kişisel tatmin için kullandıkları sonucunu çıkarabiliriz. Bu gibi insanlar, hayatları için daha iyi bir “
anlam” buldukları zaman din değiştirmekten de kuşkusuz imtina etmeyeceklerdir. Kendilerinden başka herkesi de maalesef böyle görmektedirler.
PASCAL’IN KUMARI (PASCAL'S WAGER)
Fransız filozof Blaise Pascal’ın (1623–1662) adıyla anılan öneriye göre, Tanrı’nın varlığına dair bahse girmek daha avantajlıdır. Çünkü
eğer Tanrı yoksa fazla bir kaybınız olmaz, ama eğer Tanrı varsa kazancınız büyük olur.
Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım. Bu satırların yazarı, yani ben, tanrıyım. Her gün web siteme girmenizi emrediyorum. Girmezseniz sizi cehennemde yakacağım. Eğer siteme girmezseniz ve
ben tanrı değilsem sorun yok, ama ya ben tanrıysam?
( Yazarın iç sesi:
Eğer son paragrafı okuyup da inanmazlarsa bir şey kaybetmem, ama ya inanırlarsa, kazancım büyük olacak! )
Pascal’ın kumarı esasen bir kanıt olmayıp, bir
tesellidir. Safsatalar uğruna harcanan zamanı ve emeği anlamlandırma çabasıdır. Bu mantık, katıksız bir tüccar zihniyetidir ve köprüden geçene kadar ayıya dayı demek mantığıyla özdeştir. Böyle bir mantık tanrıyı da yağcılıktan ve iki yüzlülükten etkilenen bir varlık yerine koymaktır. Bu inananların kendi problemidir.
Pascal’ın kumarına ilk eleştiri çağdaşı Voltaire’den gelmiş, bu kumarı çirkin ve çocukça bulduğunu yazmıştır.
Bu kumarda problem yaratan nokta, sadece iki ihtimal bulunmasıdır. Çünkü tarihte sayısız din, bu dinlerin farklı emirleri ve farklı tanrıları vardır. Dolayısıyla
Pascal’ın Kumarını oynarken olası tüm tanrılar değerlendirilmelidir. Tüm bu ihtimaller arasında doğru tanrıyı tutturma ihtimali ve büyük kazanca ulaşma ihtimali, son derece düşük olacaktır.