HABER ATÖLYESİ:
Üye Girişi Yeni Üye Kaydı
ANA SAYFA AGNOSTİSİZM BİLİM DÜNYADA DİN TÜRKİYE GÜNDEMİ MAKALELER FORUM DİNİ TEST
FORUMDAN:
22 Temmuz 2010 tarihinde Makaleler bölümüne eklendi. Kaynak: National Geographic

Osmanlı'da harem ve kölelik

Padişah kızlardan hangisini isterse onu harem ağası vasıtasıyla çağırtırmış. Harem halkı, padişahın çağırttığı kızı, hamama götürürler, vücuduna kokular sürerler, gayet zarif giydirirlermiş.
Osmanlı İmparatorluğu'nda başlangıçtan itibaren var olan kölelik, hukuki bir statü olarak hiçbir zaman yok sayılmamasına karşın, batılı devletlerin çabasıyla 19. yüzyılda köle ticaretine karşı çok sayıda önlem alındı.
Osmanlı'da harem ve kölelik

bu makaleyi oylayın

Harem: Sırlar Perdesi


Osmanlı Haremi`nin sır perdesi ardındaki öyküsü... Valide Sultanlar, gözdeler, cariyeler, hadımağalarıyla "Padişahın evi"...


Harem–i hümâyûn: duvarlarla çevrili; dünyanın en güzel kadınlarının padişahın gönlünü almak için birbiri ile yarıştığı, en büyük dedikodu ve entrikaların döndüğü, en acımasız cinayetlerin işlendiği bir "Altın Kafes"...

Bu ve benzeri tanımlamaların çoğu, Harem'i bir kez dahi görmemiş Avrupalılara aitti. Avrupalılar için Harem, esrarengiz, her zaman ilgi uyandıran ve hayalleri süsleyen bir yerdi. Üst düzey Osmanlı devlet görevlilerinin bile giremediği Harem'i Avrupalı Hıristiyanlar'ın görmesiyse hayal dahi edilemezdi. Buna rağmen, Harem'in işleyişi ile ilgili hayaller kuran Avrupalılar, Harem'le ilgili pek çok –yanlış!– bilgiyi içeren yazıları da kaleme aldılar. Örneğin, IV. Mehmed (1648–1687) döneminde İngiliz Elçiliği Kâtibi Rycaut, padişahın geceyi birlikte geçireceği cariyeyi seçmek için iki sıra hâlinde dizilmiş cariyeler arasından geçerken beğendiği güzelin önüne mendil bıraktığını söylemişti ki bu bilgi bir fanteziden öteye gidemezdi.

III. Ahmed döneminde (1703–1730) İngiltere'nin İstanbul elçisi olan Wortley Montagu'nun eşi Lady Montagu, üst düzey devlet görevlilerinin eşleriyle kurduğu ilişki nedeniyle Harem hakkında bilgi edinebilen nadir Avrupalılardandı. Lady Montagu, 10 Mart 1718 tarihli mektubunda Osmanlı padişahı II. Mustafa'nın (1695–1703) eşlerinden Hafsa Sultan'ın ağzından mendil hikâyesinin doğrusunu şöyle aktarmıştı:

"Öteden beri söylenildiği üzere, padişahın hangi kızı isterse ona bir mendil attığının kesinlikle doğru olmadığını ifade etti. Padişah, kızlardan hangisini isterse onu harem ağası vasıtasıyla çağırtırmış. Harem halkı, padişahın çağırttığı kızı, hamama götürürler, vücuduna kokular sürerler, gayet zarif giydirirlermiş. Padişah kendisinden evvel kıza bir hediye gönderir, sonra da bulunduğu daireye gidermiş. Yatağın eteğine kadar kızın sürünerek geldiği de yalanmış..."

Akkadça'dan Arapça'ya geçmiş bir kelime olan harem, "korunan, mukaddes şey ve yer" anlamına geliyor. Evlerde kadınların erkeklerle karşılaşmadan günlük hayatlarını sürdüreceği bölüme "harem" deniyor.

Harem'de padişah ve ailesiyle birlikte, onlara hizmet eden kadın köleler, yani cariyeler ve harem ağaları yaşıyordu. Osmanlı padişahları, II. Bayezid zamanına (1481–1512) kadar Bizans'tan, Balkan prensliklerinden Anadolu'daki Türk beyliklerinden prenseslerle evlenmişlerdi. Sultan II. Bayezid'den sonra ise Anadolu'daki Türk beyliklerinin sona ermesi ve Harem–i Hümâyûn'un iyice kurumlaşması ile birlikte –II. Osman (1618–1622) ve Sultan Abdülmecid (1839–1861) istisna olmak üzere- padişah ve şehzadelerin eşini sadece cariyelerden seçmesi âdet haline geldi.

Osmanlı sarayının cariye ihtiyacı, savaşta ele geçen esireler veya esir pazarlarından satın alınan kadın kölelerden sağlanıyordu. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Hanedan'la yakın ilişkisi olan şair Leyla Saz, hatıratında, "Bazı Çerkez kadınlarının kızlarını padişah haremi olup ihtişam ve elmaslar içinde hayat süreceğine dair ninnilerle büyüttüklerini" ifade etmişti.

Kölelikten Kurtluş


İstanbul Esir Pazarı`nın, daha çok "modern" bir başkentte aleni köle satışının önlenmesi kaygısıyla, 1846`da kapatılması bir yana bırakıldığında, ilk yasaklama 1847`de geldi ve Osmanlı bandıralı gemilerin Afrikalı köle ticaretine karışması yasaklandı.

Osmanlı İmparatorluğu'nda başlangıçtan itibaren var olan kölelik, hukuki bir statü olarak hiçbir zaman yok sayılmamasına karşın, 19. yüzyılda köle ticaretine karşı çok sayıda önlem alındı. Bu önlemler, köle ticaretinin yasaklanması için uluslararası bir kampanya yürüten, başta İngiltere olmak üzere, Batılı devletlerin çabasıyla birlikte; Osmanlı İmparatorluğu'nun bu konuda siyasi ve insani nedenlerle işbirliğine gitmesinin bir sonucuydu. İstanbul Esir Pazarı'nın 1846'da, daha çok "modern" bir başkentte aleni köle satışını önleme kaygısından dolayı kapatılmasını saymazsak köle ticaretine karşı ilk yasaklama 1847'de geldi. Sultan Abdülmecid, o yıl Osmanlı bandıralı gemilerin, Doğu Afrika'dan Basra Körfezi bölgesine yapılan Afrikalı köle ticaretine karışmasını yasakladı. Bunun Mustafa Reşid Paşa'nın güttüğü İngiliz dostluğu siyasetiyle ilgili bir jest olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Körfez bölgesi ticareti Irak ve Doğu Anadolu hariç Osmanlı pazarını besleyen köle arzını çok etkilemiyordu. Osmanlılar, Afrikalı kölelerinin çoğunu Hicaz, Mısır, Trablusgarp ve Bingazi yoluyla Kanem, Bagirmi, Waday, Bornu, Darfur, Sudan ve Habeşistan'dan ediniyorlardı. Elimizde kesin rakamlar olmamakla birlikte buralardan tüm imparatorluğa gelen Afrikalı köle sayısını 19. yüzyıl için yıllık 10.000 olarak kabul edebiliriz.

Afrikalı köleler, merkezi Osmanlı pazarlarına, çoğu zaman Sahra'nın geçilmesini gerektiren güç bir yolculuktan sonra ulaşıyordu. 1849 yazında Bornu'dan Fizan'a hareket eden 1600 kişilik bir köle kervanının su kuyularının kurumasından dolayı esirciler de dahil olmak üzere yolda telef olması, Reşid Paşa'nın Trablusgarp valisine bir emirname göndererek, "bundan sonra esir ticaretinin insani koşullarda yapılmasını, gerekli önlemi almayan esircilerin cezalandırılmasını ve Batılıların müdahalesine yer bırakılmamasını" istemesine yol açtı. Akdeniz ve Kızıldeniz limanları yoluyla olan Afrikalı köle ticaretinin önemini ve kendi buharlı gemileri de bu ticarete karışan Batılıların artan ilgisini düşündüğümüzde bu emirnamenin ilk ve son olmadığını söyleyebiliriz. 1855'te Trablusgarp'tan Girit ve Yanya'ya Afrikalı köle gönderilmesi, Nisan 1856'da da Orta Afrika'dan Trablusgarp vilayetine köle ithali yasaklandı. Osmanlıların uzun vadede sadece köle ticaretini değil, imparatorluktaki Afrikalı köle nüfusunu da etkileyen en kapsamlı önlemi, Afrikalı köle ticaretinin 1857'de genel olarak yasaklanmasıdır.

24 Aralık 1856'da konuyu tartışan Osmanlı Meclis-i vükelâsının mazbatası, Osmanlı yönetiminin nasıl bir düşünce çizgisi izlediğini göstermesi açısından ilgi çekicidir. Buna göre, daha önce alınan kısmi önlemler pek işe yaramıyordu. Oysa, Osmanlı'nın müttefikleri olan İngiltere ve Fransa, köle ticaretini Atlantik havzasında bütünüyle ortadan kaldırmak için diğer devletlerle pek çok anlaşmalar imzalamışlardı. Osmanlı'daki Afrikalı köle ticaretinin de bütünüyle ortadan kalkmasını arzu ediyorlardı. Bu isteğin yerine getirilmesinde pek çok siyasi fayda (fevaid-i politika) vardı. Öte yandan Osmanlı Afrikası'nın kıyılarına ulaşıncaya kadar siyah köleler çok sıkıntı çekiyordu. İnsani açıdan da bu ticaretin sürmesine izin verilemezdi. Dolayısıyla, geçici olarak Hicaz hariç olmak üzere Afrikalı köle ticaretinin yasaklanması gerekiyordu.

Elinde Afrikalı köle bulunduranlar kölelerini yasal olarak tutmaya devam edecek, kendilerinin arzu ettikleri bir zamanda azat edeceklerdi. Ülkenin gelenekleri kölelerin ömür boyu köle olarak tutulmasını onaylamadığı için, dışarıdan köle alımı durunca kurumun kendisinin de zamanla ortadan kalkacağı umuluyordu. Ayrıca, Osmanlı hükümeti Afrikalı köle ticaretini bütünüyle yasaklamakla beyaz, özellikle de Çerkes köle ticareti alanında kendisine bir hareket özgürlüğü sağlamış oluyordu.

Çerkesler, kölelik yoluyla "bedeviyet"ten "medeniyet"e geldikleri, "fakr ü ihtiyaç"tan "refah ü saadet"e kavuştukları için insani açıdan onların durumunun farklı olduğu ve Çerkes köle ticaretinin yasaklanmasına gerek olmadığı İngilizlere kesin bir dille bildirilecekti. Böylece 1857 sonrasında yeni bir düzen yaratılmış oldu. Afrikalı köle bulundurmak ve eskiden getirilmiş olan köleleri alıp satmak veya miras olarak bırakmak bütünüyle yasalken, yeni Afrikalı köle getirilmesi yasaklanmıştı. Yasağı delme girişimlerinin sürdüğünü ise yasağın 1877'de II. Abdülhamid tarafından yenilenmesinden anlıyoruz.

Köle tacirleri bir yerden bir yere götürdükleri Afrikalı kölelerin kendilerine ait eski köleler olduğunu öne sürebiliyorlardı. Bu tür suistimalleri önlemek için İngiltere ve Osmanlı devletleri Mart 1880'de bir anlaşma imzaladılar.
Aynı Kaynaktan: National Geographic
Şifa, Kısmet, Derman
MAKALELER
20 Mayıs 2011
Bir dinin en büyük sırrı çözülüyor
DÜNYADAN
4 Ağustos 2010
Hayvanlar da düşünebiliyor mu?
BİLİM
16 Ağustos 2009
Türkiye'deki Arap Hıristiyanlar
TÜRKİYEDEN
27 Temmuz 2009
Daha fazla Makaleler
Siteye Son Eklenenler

Sevgi için Tanrı'ya ihtiyacınız yok
Umut etmek, umursamak, sevmek. Hepimiz bu güçlü ve temel duyguları hissetmişizdir. Bunlar insan olmanın ne demek...
Dindar ama cahil bir nesil
Son yıllarda doğan bebeklere, Kuran'da geçiyor diye verilen isimlerin anlamlarının aileler tarafından doğru...

Şifa, Kısmet, Derman
Anadolu insanı, 11.000 yıldır derdine çare bulmak için dilek tutuyor.
Diyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmış
Başbakan'ın 'dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerine paralel projeler Diyanet'ten. Kurum 2012-2016...

Bilim insani değerleri nasıl belirler?
Amerikalı yazar Sam Harris'in üçüncü kitabı "Ahlaki Görünüm - Bilim İnsanî Değerleri Nasıl Belirler...
'Din dersi de kaldırılsın'
Milli Güvenlik Bilgisi dersinin öğretimden kaldırılması sonrası, Can Dündar makalesinde zorunlu din derslerinin...

Yunan mitolojisinde intikam ve cezalar
Yunan mitolojisi çeşitliliği ve canlılığı ile şairlerin, ressamların, sanatın ve edebiyatın diğer dalları ile...
Facebook'ta 'Allah yoktur' dedi, tutuklandı
Endonezya'da sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden "Allah yoktur" mesajı yollayan bir kişinin...

Feng shui düzenbazlık mı?
Feng shui (kelime anlamı: rüzgar suyu) eski Çin doğa felsefesinin bir parçasıdır.
'Dosya paylaşımı' resmen din oldu
Kopimizm Kilisesi’nin resmen tanınmasıyla birlikte İsveç, dosya paylaşımını 'din' olarak tanıdı.

Dünyanın en değerli 10 dini mirası
İnsanlık tarihi boyunca toplumları etkisi altına bütün dinlerden günümüze birçok miras kaldı. Bu miras içinde Hz....
15 bin Çek 'Jedi dini'ne inanıyor
Çek Cumhuriyeti'nde yapılan bir araştırmada, 15 bin kişi Yıldız Savaşları filmindeki Jedi öğretisine inandığını...

Din nedir?
Din bir inanç sistemi ve yaşayış tarzı olduğu kadar bir araştırma konusudur da. Dolayısıyla dinin incelenmesi için bir...
'El ve ayak nasıl kesilir' dersi
Suudi Arabistan'da aşırı radikal öğretilerin yer aldığı kitapların ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde...

Din, Terör ve Aklın Geleceği
Amerikalı yazar Sam Harris'in ilk kitabı "İnancın Sonu - Din, Terör ve Aklın Geleceği" ile ilgili New...
Yararlı mutasyonun canlı örneği
Papua Yeni Gine'deki bir yamyam kabilesinin yakalandığı hastalık incelendiğinde doğal seçilimin canlı bir örneği...

Video Galeri

En hızlı tutan beddua
En hızlı tutan beddua
Karşınızda dünyanın en hızlı tutan bedduası! (video)

Jesus Camp Movie
Jesus Camp Movie
Bizdeki yaz kuran kursları gibi, Amerika'da beyin yıkanan kamplar üzerine çekilmiş...

Homoseksüel Şeytan Çıkarma
Homoseksüel Şeytan Çıkarma
ABD'deki kilisede içine homoseksüellik şeytanı girdiği düşünülen bir kişiye...
Popüler Makaleler

Dindar ama cahil bir nesil
Dindar ama cahil bir nesil
Son yıllarda doğan bebeklere, Kuran'da geçiyor diye verilen isimlerin anlamlarının aileler tarafından...

Diyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmış
Diyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmış
Başbakan'ın 'dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerine paralel projeler Diyanet'ten. Kurum...

'El ve ayak nasıl kesilir' dersi
'El ve ayak nasıl kesilir' dersi
Suudi Arabistan'da aşırı radikal öğretilerin yer aldığı kitapların ilkokul çağındaki çocukların...

'Din dersi de kaldırılsın'
'Din dersi de kaldırılsın'
Milli Güvenlik Bilgisi dersinin öğretimden kaldırılması sonrası, Can Dündar makalesinde zorunlu din...
Benzer İçerik

Bugün En Çok Okunanlar
Dindar ama cahil bir nesilAgnostik Kimdir?10 ayette KuranDiyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmışUyanmak İsteyenlere Öneriler