HABER ATÖLYESİ:
Üye Girişi Yeni Üye Kaydı
ANA SAYFA AGNOSTİSİZM BİLİM DÜNYADA DİN TÜRKİYE GÜNDEMİ MAKALELER FORUM DİNİ TEST
FORUMDAN:
12 Kasım 2008 tarihinde Makaleler bölümüne eklendi. Kaynak: Bilim ve Gelecek

Harun Yahya ve Yaratılış Atlası

Nuh'un buharlı gemisinden, Süleyman'ın uçağına, elektrik kullanan Antik Mısırlılardan, 213 Milyon yıllık ayakkabı tabanı fosiline, Harun Yahya'nın renkli hayal dünyası.
İşte bilimin "cevab" veremediği, çarpıcı Harun Yahya iddiaları... Dünya böyle bir âlim görmedi!
Harun Yahya ve Yaratılış Atlası

bu makaleyi oylayın
Harun Yahya (Adnan Oktar, yani Adnan hoca) evrim kuramını çürütmek için iki tane 800 sayfalık bol resimli YARATILIŞ ATLASI hazırlamış. Üstadın çeşitli konularda daha onlarca eseri var. 30.000 fotoğraf içeren 45.000 sayfalık bir külliyatın sahibi. Kitapları, aralarında Urduca ve Kishvahili, Hausa, Dhivalhi gibi Afrika dillerini de bulunduğu 57 dile çevrilmiş. Kısacası ünü yedi kıtaya ve 72 millete yayılmış bir âlim.

HER ŞEYİN UZMANI


Yaratılış atlasları incelendiğinde Harun Yahya’nın felsefe, matematik, tarih, ilahiyat gibi alanların; fizik, kimya, astronomi, biyoloji, jeoloji gibi temel doğa bilimlerinin; sosyoloji, antropoloji, arkeoloji, filoloji gibi toplum ve insan bilimlerinin; tıp, genetik ve mühendislik gibi uygulamalı bilimlerin ve bütün bu bilim dallarının alt dallarının, ayrıntı konularında tartışma yapabilecek kadar uzmanı olduğu anlaşılıyor. Dünya bu güne kadar bu çapta bir “ÂLİM” görmedi! Harun Yahya her şeyin uzmanıdır.

Örneğin, Harun Yahya, aklınıza gelebilecek bütün canlı türlerinin uzmanıdır. Memeli, sürüngen, kuş, balık, böcek, bitki... Hepsinin yapısını en ince ayrıntısına kadar bilir. Görülmemiş bir biyolog, zoolog ve botanikçi olduğu gibi, bunların hepsinin alt dallarında da uzmandır. Moleküler biyoloji, sitoloji(hücrebilimi), histoloji(dokubilimi), fizyoloji, anatomi, embriyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, taksonomi, çevrebilim, viroloji, patoloji... Aklınıza ne gelirse, hepsinde iddialı yorumlar getirecek, ortaya kuramlar atacak, tüm tartışma konularına nokta koyacak kadar bilgi sahibidir.

Harun Yahya, yaşamın kökeni sorununu çözdüğü gibi, dilin kökeni sorununu da bir çırpıda çözmüş bir dil bilimcidir. “Her şeye nutku verip konuşturan Allah, bizi konuşturdu” (Kuran, Fussilet, 21)

Harun Yahya materyalizmi bir vuruşta alt eden ve böylece 5000 yıllık sorunu çözen bir filozoftur aynı zamanda.

FOSİLİN FOTOĞRAFINI GÖSTER GERİSİNE KARIŞMA!


Harun Yahya fosil bilimini gereksiz kılacak kadar (çünkü zaten hepsi aynen yaşıyor: yaşayan fosiller teorisi!) müthiş bir fosil bilimcidir... Yahya, herhangi bir canlı fosilinin (hayvan, bitki, hangi canlı türü olursa olsun) sadece fotoğrafına bakarak, onun bu gün yaşayan akrabasıyla tıpatıp aynı olduğunu şıp diye anlayabilmektedir! 800 sayfalık yaratılış atlaslarının 600 sayfasında da bu “hikmet”ini sergiler.


Kaplumbağa, sırtlan, tavşan, yılan, kurbağa, timsah, uçan balık, mersin balığı, yengeç, vatoz, istiridye, karides, ringa, ıstakoz, denizkestanesi, çamur balığı, küre balığı, kerevit, kedibalığı, denizlalesi, köpekbalığı, deniziğnesi, soyu tükenmiş ve ya yaşayan kuş türleri, çitlembik, eğreltiotu, kayın ağacı, zelkova, ginkgo, karaağaç, akasya, huş ağacı, söğüt, üvez ağacı, kay armudu, manolya, sekoya, gürgen, sabun ağacı, kozalak, Amerikan çınarı, incir, palmiye, keaki, kızılağaç, sakızağacı, ceviz, mazı, akdiken ağacı, dişbudak ağacı, hanımeli, atkestanesi, çıyan, hamamböceği, kambur sinek, bataklık böceği, galsineği, buğdaybiti, sivrisinek, karasinek, kırkayak, arı, yakıböceği, yosun böceği, karınca, akrep, yaprakbiti, pire, örümcek, tahtakurusu, yusufçuk, tatarcık, pedilid böceği, yaprak kınkanatlısı, kene, mayıs sineği, embioptera, sudakoşanböceği, ağustosböceği, trips, odun böceği, koşnil, çiçek böceği, yılan sineği, cırcırböceği, suikastçı böcek, çomak böceği, tos böceği, yürüyen çalı, dinozor...

Bitki, hayvan, hangi canlı türü ve hangi dönemden olursa olsun... Harun Yahya bütün bu türlerin uzmanıdır. Hem de ne uzmanlık! Uzun uzun incelemeye gerek yok. İki fotoğraf yeter. Harun Yahya, bir fosilin (bir diş, kemik, kılçık, yaprak ve ya dal yeter!) fotoğrafına bakar bir de bu gün yaşayan akrabasının fotoğrafına ve hemen kesin yargıya varabilir: “Aynı! Tıpkı rabbimizin yarattığı gibi! Hiç değişmemiş, evrim geçirmemiş!

Yahya, maymun ve insan konusunda ise gözü kapalı teşhis koyacak kadar bilgi sahibidir: Ausrolopithecus, homo habilis, homo rudolfensis, geçin onları, onlar maymundur! Homo Erectus? Onlar “700 bin yıl önce çok iyi inşa edilmiş gemilerle okyanus yolculukları yapıyorlardı!” Homo neanderthalis? Ha, o mu? O “kızgın kumlarda biçimli sandaletlerle gezen” bir insan ırkıdır.

Bakın bu sayıdaki makalesinde Prof. Dr. Mehmet Sakınç ne yazıyor:
“Fosili tanıyabilmek ve onun hangi canlıya ait olduğunu bilebilmek için bazı kurallara ve özelliklede bilgilere gereksinim vardır. Sürüngenler için başka ya da bitkiler için çok daha başka bilgilere ihtiyaç vardır. İklim çalışmaları için farklı, ortamsal çalışmalar için farklı fosiller kullanılacağından bunlarla ilgili bilgi birikimleri de farklı olacaktır. Kısaca fosil bilimi o kadar çok yönlüdür ki, nasıl kullanılacağı kişinin bilgi düzeyinin derinliği ile orantılı olmak zorundadır.”

Harun Yahya bütün bu fosilleri -hem de sadece fotoğraflarından- şıp diye tanıyabildiğine ve yorumlayabildiğine göre, demek ki bütün bu bilgilere sahip bir âlimdir!

SİZİ GİDİ ESTETİK DÜŞMANLARI!


Harun Yahya’nın en iddialı olduğu alanlardan biri de “estetiktir”. Fizyoloji ile estetiği birleştiren kuramların sahibidir. YARATILIŞ ATLASI’NDAN bir kaç örnek verelim.

“Gözler, çok iyi korunmalarının yanı sıra vücutta görmeyi en rahat ve en ideal biçimde sağlayacak bir bölgeye yerleştirilmişlerdir. Acaba gözler yüzün başka bir yerinde, örneğin burnun altında bulunsalardı ne olurdu? Hem emniyet açısından riskli bir durum oluşur hem de estetik açıdan oldukça çirkin bir görünüm meydana gelirdi”(cilt 2, s. 37)

“Gözlerin her yönden, olabilecek en ideal yerde, simetrik bir biçimde bulunmaları estetiğe de son derece uygundur. İki gözün arası ortalama tek göz boyundadır. Bu oran, bozulduğunda, gözlerin arası daha açık ve ya daha yakın olunca yüzün tüm ifadesi değişir”(cilt2, s. 37)

“Bugünkü en mükemmel ve estetik görünümlü canlılar oluşmadan önce, bu canlıların anormal organları ve estetik dışı görünümleri olmalıydı. Örneğin iki kulak, iki göz, burun ve ağızdan oluşan son derece simetrik insan yüzü meydana gelmeden önce, simetrisi bozuk şekilde çok sayıda kulağı ve gözü olan, burnu iki gözü arasında ve ya çenesinde yer alan, gözlerinin bir kısmı kafasının arkasında ve ya yanaklarının üzerinde bulunan, burnu kulağının yerinde bulunup boynuna kadar uzayan ve bu şekilde milyonlarca hatta milyarlarca farklı şekilde örneklendirebileceğimiz anormal yüzler oluşmalıydı”(cilt 2, s. 31)

“Eğer darvinistlerin iddiaları doğru olsaydı tesadüflerin ve mutasyonların insan vücudunda pek çok orantısızlık, dengesizlik ve gariplik oluşturması gerekirdi. Kusursuz ve muntazam olan insan bedeninde, kafatasının kalça kemiği üzerinde gelişmesi, omuzlardan birden fazla kol kemiğinin çıkması, kaburga kemiklerinin ve ya kalça kemiğinin çok sayıda olması gibi anormallikler ortaya çıkardı. Kol ve ya bacak kemiklerinin şimdiki olduğu gibi değil, yamuk olması gerekirdi. Ancak bu şekilde tek bir örnek bile bulunmamaktadır” (cilt 2, s. 32)

“Hatta bu aşamaya gelmeden önce ayağının altında kulağı ve ya sırtında gözü olan, ağzı karnında yer alan, kafatasının içinde, bir yerine 2–3 ayrı beyne sahip, diz kapakları henüz oluşmadığı için ayakta duramayan, gövdesinin iki yanından birer tane yerine 3'er, 5'er farklı uzunlukta kol çıkan, ayak kemikleri dengede durabileceği şekilde öne değil arkaya ve ya yana bakan garip varlıklarda yaşamalıydı. Bu iddiaya göre yeraltında her aşaması ayrı anormalliklere sahip bu yapıların fosillerinden milyonlarcasının bulunması gerekirdi. Ama tek bir tane bile yoktur. İki, üç, dört, beş başlı insanlar böcekler gibi yüzlerce göze sahip, birçok kolu olan ve hatta 2–3 metrelik kolları olan ve bu tarzda anormalliklere sahip pek çok insan fosili bulunmalıydı. Aynı bu şekilde her hayvan ve bitki türü içinde anormal örnekler olması gerekirdi. Bütün deniz hayvanlarının da ara fosillerinin son derece anormal varlıklara dönüşmesi gerekirdi. Ancak bunlardan da tek bir tane bile yoktur. Fosilleri bulunan milyonlarca örneğin hepsi normal canlılara aittir. ”(cilt 2, s. 35)



Evet, bu kuramlara ve kanıtlara ne diyeceksiniz, estetik düşmanı Darwinistler! Çarpılmadığınıza şükredin!

YAHYA'NIN TARİH TEZİ HANGİ BULGULARA DAYANIYOR?


Harun Yahya Sümerolog, Egyptolog, Hindolog, Sinolog, Mayalog, İnkalog, Antropolog, Paleontolog, Sosyolog... Kısacası her türlü “... logdur”.

Tarihin bambaşka biçimde yeniden yazılmasını gerektirecek çapta kuramların sahibi bir tarihicidir. Buyuruyor:

“İlkel insan hiçbir zaman var olmamış, taş devri hiçbir zaman yaşanmamıştır”

“İnsan var olduğu günden bu yana insandır. Var olduğu günden bu yana da yüksek bir kültüre sahiptir. Dolayısıyla “tarihin evrimi” de hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. ”


Harun Yahya işkembeden atmıyor! Tarihin yeniden yazılmasını gerektirecek bu “tarih tezi” müthiş bulgulara dayanıyor. İşte YARATILIŞ ATLASI’NA göre bunlardan bazıları:

100 bin yıllık Metal Kap kalıntısı (cilt 2, s. 491, 494) (Hani metal kullanımı taş çatlasa 6–7 bin yıllıktı?)

33 milyon yıllık Havan ve Tokmağı (cilt 2 s. 495) (Darvincilere kalsa ilk primatlar sarımsak dövüyordu!)

213 milyon yıllık Ayakkabı Tabanı fosili (cilt 2, s. 495) (Siz dinozorları ne sanıyorsunuz? Çıplak ayakla mı geziyorlardı?!)

260–320 milyon yıllık Altın Zincir (cilt 2, s. 524) (Kertenkele ve kurbağaların da gelişmiş zevkleri vardır!)

300 milyon yıllık Demir Çömlek (cilt 2, s. 491, 494) (Demek ki demircilik ilk sürüngenler arasında revaçta bir meslekti!)

387 milyon yıllık Demir Çivi (cilt 2, s. 524) (daha karaya çıkılmadığı söyleniyordu. Denizkızları, köpekbalıklarından korunmak için geliştirmiş olmasın?!)

2.8 MİLYAR yıllık doğal yoldan oluşamayacak Metal Küreler (cilt 2, s. 491) (Buna artık söylenecek bir şey yok. Gelişmiş teknolojiye sahip bir bakteri ve ya virüs türü olsa gerek!)


Şaka değil, YARATILIŞ ATLASI’NIN yalancısıyız. Yahya’nın tarih tezi işte bu bulgulara dayanmaktadır. Şimdi gelelim daha yakın dönemlere...

NUH'UN GEMİSİ BUHARLI GEMİYDİ!


Harun Yahya’nın insanlık tarihine ilişkin çok önemli bulgularından biri, Nuh'un inşa ettiği geminin buharlı gemi olduğunu tespit etmesidir. Şimdiye kadar bildiğimiz, ilk buharlı geminin 22 Ağustos 1787 yılında Amerikalı mucit John Fitch tarafından Delaware nehrine indirildiği, 1807 yılında ise yine Amerikalı bir mucit Robert Fulton tarafından buharlı geminin ilk kez ticari olarak işletildiğidir. Bu büyük keşif ile birlikte Harun Yahya, insanoğlunun buharlı gemilere binlerce yıldır sahip olduğunu göstermiş oluyor! Yahya’nın bu konuda son derece sağlam kanıtları vardır. Kendisinden okuyalım:

“Kuran’da yer alan bilgiden Hz. Nuh’un inşa ettiği geminin buharlı bir gemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgiye, ayette yer alan “tandır feveran ettiği zaman” ifadesiyle dikkat çekilmektedir. ”Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki:her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle... ” (Hud suresi, 40)

“Tandır hala çeşitli bölgelerde kullanılan bir tür ocaktır. Feveran etmek, fışkırmak ve kaynamak anlamındadır. Hz. Nuh’un gemisinin, tandırın feveran etmesiyle yani ocağın(kazanın) kaynamasıyla hareket etmeye hazır hale geldiği anlaşılmaktadır. ” (cilt 2, s. 529)


Harun Yahya’nın bu bulgusunun çok sağlam bir dayanağı daha var: “nitekim Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde de, Hz. Nuh’un gemisinin 'kazanla çalışan yani bir tür buharlı gemi' olduğu açıklanmaktadır” (cilt 2, s. 529)

Yahya’dan sonra Hamdi de böyle düşünüyorsa, artık bize inanmak düşer!

HZ. SÜLEYMAN UÇAK KULLANIYORDU!


Nuh buharlı gemiyle dolaşır da Hz. Süleyman uçakla gezmez mi? Harun Yahya’nın teknoloji tarihine ilişkin bir diğer büyük keşfi de budur:

“Hz. Süleyman döneminde de, bu kutlu peygamber vesilesiyle bilim, sanat ve teknolojide çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Örneğin, Kuran’da Hz. Süleyman döneminde uçak gibi hızlı ulaşım araçlarının kullanıldığına işaret edilmektedir: 'Süleyman içinde, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgâra (boyun eğdirdik) ... ' (Sebe suresi 12) Bu ayet-i kerimede ulaşılması oldukça uzak olan mesafelere, Hz. Süleyman döneminde kısa sürede ulaşılabildiğine dikkat çekilmektedir. Bu, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknoloji kullanılan, rüzgârla hareket eden vasıtalara işaret etmektedir. ” (cilt 2, s. 529)


Bu arada, uçak buharla çalışmayacağına göre Hz. Süleyman’ın çok daha gelişmiş makine ve motorların bilgisine sahip olduğu anlaşılıyor (Bir kaç yorumda biz eklemek istedik!). Kaldı ki Harun Yahya da, Hz. Süleyman’ın “çok gelişmiş inşaat ve mimari teknolojisi kullandığını” “emrinde bina ustaları ve dalgıçlar bulunduğunu” “deniz altından petrol, altın gibi kıymetli madenleri çıkarıp işlediğini” belirtmektedir. (Cilt 2, s.529)

Demek ki Hz. Süleyman uçağında kullandığı petrolü denizin altından çıkarmaktadır; binlerce yıl önce!

Harun Yahya, dönemin diğer hazretlerinin de yeteneklerine işaret etmiş. Örneğin Hz. Davut demiri işlemeyi ve zırh sanatını çok iyi bilmekte, Hz. Zülkarneyn betonarme teknolojisinden faydalanmaktadır. Yahya’ya göre bunların hepsi Kuran’da yazmaktadır.

Bütün bunlardan, Nuh’un gemi inşaat, Süleyman’ın uçak ve petrol, Davut'un metalürji, Zulkarneyn'in de inşaat mühendisliği eğitimi aldığı anlaşılıyor!

ANTİK DÖNEM HAVA KUVVETLERİ!


Harun Yahya’nın tarih tezine göre, eski dönemlerde uçak kullananlar Hz. Süleyman ile sınırlı değil. Hatta antik dönemde oldukça yoğun bir hava trafiği olduğu anlaşılıyor! Örneğin eski Mısırlılar, Sümerler, Mayalar ve on bin yıl önceki Japonlar, ciddi hava kuvvetlerine sahipmiş. YARATILIŞ ATLASI’NDAN aktarmaya devam edelim:

“Geçmiş medeniyetlere ait kalıntılar incelendiğinde, hava ulaşımının bildiğimiz tarihten çok daha eskilere uzandığı anlaşılmaktadır. Mayaların kalıntılarında, mısır piramitlerindeki resimlerde, Sümer yazıtlarında ve Japonya’da bulunan kalıntılarda çeşitli uçak, planör, helikopter benzeri araçlara, pilot giysili heykellere sıkça rastlanmaktadır” (cilt 2, s. 554)

Geçmiş medeniyetlerin hava ulaşımını kullandıklarına işaret eden delillerden biri, mısır'da bulunan planör modelidir(m. ö. 2000). concorde uçaklarda olduğu gibi, hızdan minimum kayıpla maksimum yük taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bu durum, antik mısırlıların çok iyi aerodinamik bilgisine sahip olduklarını gösterir” (cilt 2, s. 554)

Abydios tapınağının (mısır) duvarlarında Dr. Ruth Hilver tarafından bulunan bu resimlerdeki araçların, günümüzde kullanılan helikopter, jet ve uçak gibi araçlarla olan benzerliği dikkat çekicidir” (cilt 2, s. 555)


“Dogu'lar (eski Japonya’dan kalma küçük heykeller) binlerce yıl önce yaşamış pilotlar mı?” diye soran Harun Yahya, daha sonra şu müthiş açıklamayı yapıyor:

“Dogu kıyafetlerinin çok kapsamlı teknik donanıma sahip oldukları görülmektedir. Bu kıyafetler, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde kullanılan pilot ya da dalgıç kıyafetlerine benzemektedir. Dogu kıyafetlerinin üzerindeki zırh, insana hareket imkânı sağlayan eklem yerlerine sahiptir. Nefes alma bölümleri bulunmaktadır. Gözler özel bir gözlükle korunmaktadır. Çıkarılabilir eldivenleri bulunmaktadır. Özellikle de miğferler çok ilgi çekicidir:yuvarlak, hava kanallı, kulaklıklı, nefes alma düzenekli ve korunaklı gözlüklere sahip şekilde tasarlanmıştır” (cilt 2, s. 557)


Harun Yahya Güney Amerikalı eski medeniyetlerin de gelişmiş hava araçlarına sahip olduklarını bulmuştur. Aktaralım:

“Güney Amerika, Columbia’da bir mağarada bulunan som altından bu küçük heykelciğin aerodinamik yapısı, kuyruk bölümündeki kenarları çıkıntılı dümeni, günümüzdeki modern uçaklardan farklı değil” (cilt 2, s. 556)

Vera Cruz'da bulunan, m.s. 200 yılına ait olan bu heykel, araştırmacılar tarafından bir hoverkrafta, yani hem karada giden hem de deniz üzerinde hareket edebilen bir taşıta benzetilmektedir. Kenarlarındaki kanatlar havanın dairesel şekilde hareket etmesini sağlamakta, kuyruğu dümen görevi görmekte, aracın egzoz çıkışı ve kumanda paneli görevi gören bir bölüm bulunmaktadır. Aracı kullanan pilotun giysisi de bu özelliği doğrular niteliktedir” (cilt 2 , s. 556)


Bütün bunlar tarihi alt üst edecek çok büyük buluşlar olmalarının yanı sıra, Harun Yahya’nın bir diğer yeteneğine de işaret etmektedir. Yahya, tıpkı bir fosil fotoğrafından o canlı türünün bütün özelliklerini şıp diye anladığı gibi, bir küçük heykel fotoğrafındaki “egzoz çıkışı” “hava kanalı” türü ayrıntıları hemen anlayabilmektedir. Kimsenin göremediklerini görme yeteneğine haizdir Yahya!

MISIR'DA ELEKTRİK, YUNAN'DA BİLGİSAYAR!


Harun Yahya’nın bir diğer büyük buluşu da antik dönemde elektrikli alet kullanımının yoğun olduğudur. Bu alanda başı yine Hz. Süleyman ve Mısırlılar çekmektedir. Uçakları, denizaltıları bulunan, denizin altından petrol çıkaran, gelişmiş inşaat ve mimarlık teknolojileri kullanan Hz. Süleyman’ın elektriği bilmemesi zaten şaşırtıcı olurdu! Harun Yahya’yı dinleyelim:

“Bir başka ayette ise Hz. Süleyman’ın “erimiş bakırı sel gibi” kullandığı haber verilmiştir (Sebe 12). Erimiş bakırın kullanılması ile Hz. Süleyman döneminde elektrik kullanılan yüksek bir teknolojinin varlığına da işaret edilmektedir. Bilindiği gibi bakır, elektriği ve ısıyı en iyi şekilde ileten metallerden biridir ve bu yönüyle elektrik sanayinin temelini oluşturmaktadır. Ayette geçen “sel gibi akıttık” ifadesiyle, muhtemelen Hz. Süleyman’ın döneminde yüksek miktarda üretilen elektriğin, teknolojinin de pek çok alanında kullanıldığına dikkate çekilmektedir” (cilt 2, s. 529)


Yahya’ya göre, Mısırlılar da elektrik üretiminde ve elektrikli aydınlatma tekniklerinde üstün başarı göstermişlerdir:

“Dendera'daki hathor tapınağında bulunan bazı duvar resimlerin yer alan figürler, antik mısırlıların elektriği bildiği ve kullandığı ihtimalini gündeme getirmiştir. Söz konusu resim dikkatlice(Harun Yahya yöntemiyle e. h) incelendiğinde, tıpkı günümüzdeki gibi yüksek voltaj yalıtımının o günlerde de kullanıldığı görülür:ampul görünümündeki şekil dikdörtgen bir sütun(bu sütun izolatör olarak kullanıldığı tahmin edilen ve ced sütunu olarak adlandırılan bir sütundur) tarafından desteklenmektedir. Resimdeki şeklin günümüz elektrik lambalarıyla olan bu şaşırtıcı benzerliği, çok dikkat çekicidir” (cilt 2, s. 560)

“Mısır hiyerogliflerinde sıkça rastlanan ced sütunu, bir tür elektrik malzemesini sembolize ediyor olabilir. ced sütunu jeneratör görevi görüyor ve bu şekilde aydınlatma sağlanıyor olabilir” (cilt 2, s. 560)


Harun Yahya, Antik Mısır'da elektrik kullanıldığını “dâhice” bir akıl yürütmeyle de kanıtlamaktadır.

“Mısır'da elektriğin kullanılmış olabileceğini gösteren delillerden biri de piramitlerin iç duvarlarında hiç is izinin bulunmamasıdır. Eğer evrimci arkeologların iddia ettiği gibi, aydınlatma için meşale ve benzeri malzemeler kullanılmış olsaydı duvarlarda mutlaka is olması gerekirdi” (cilt 2, s. 560)


Doğru ya, is yoksa elektrik olsa gerektir!

Mısırlılar elektriği kullanır da Antik Yunanlılar Bilgisayarı yapmaz mı? Tabii ki yapmışlardır. Harun Yahya, YARATILIŞ ATLASI’NIN “Evrimcilerin senaryolarını alt üst eden keşif: 2000 yıllık analog bilgisayar” başlıklı bölümünde, Ege'de bir batıkta bulunan bu “bilgisayarı”, tuşlarının işlevlerine kadar anlatmaktadır (cilt 2, s. 558–559)

Yahya’nın bir diğer önemli kanıtı da Bağdat yakınlarında bulunan “pildir”! Harun Yahya yine bu “pilin” fotoğrafına bakmakta ve bakır diskine, demir çubuğuna, asfalt kapağına kadar analiz etmekte ve mekanizmasını şıp diye çözmektedir. Sonra gelsin “bilimsel” yorum:

“Bundan 2000 yıl önce pil, ne için kullanılmaktadır? Ortada bir pil olduğuna göre, pille kullanılan birçok da cihaz ve alet olması gerektiği açıktır.” (cilt 2, s. 567)


3000 yıllık “Nemrut merceğini” ve Mayaların kullandığı dişli çarkları da ekleyelim. Evrimci arkeologlar, tarihçiler bütün bu kanıtlar karşısında ne diyebilirler ki?

MISIRLI DOKTORLARIN MARİFETLERİ


Binlerce yıl önce incelikli yöntemlerle ve başarıyla beyin ameliyatının ve 8 bin yıl önce profesyonel yöntemlerle diş tedavisinin yapıldığını ortaya çıkaran Harun Yahya, antik Mısır'daki tıp sistemini ve Mısırlı doktorların üstün meziyetlerini de anlatıyor. (cilt 2, s. 544–545) Yahya, yaptığı araştırmalar ve mantık yürütmelerle şu sonuçlara varmış:

—Çeşitli dallarda uzman hekimler bulunmaktaydı.
—Mısırlı doktorlar tam teçhizatlı laboratuarlarda çalışmaktaydılar.
—Antibiyotiğin çeşitleri biliniyor ve tedavide kullanılıyordu.
—Ameliyatlarda yaralar dikişle kapatılıyordu.


Harun Yahya’nın mısırlı cerrahların aletlerini saydığı bölüm ise yaptığı araştırmaların boyutunu gösteriyor!

“Cerrahi alet kutusu içinde büyük metal bir makas, cerrahi bıçaklar, testereler, sondalar, spatulalar, küçük kancalar ve pensler mevcut.”


Doğrusu insanın firavunlar dönemine dönesi geliyor!

BU GÜN BİLE HAYAL EDEMEYECEĞİMİZ TEKNOLOJİLER!


Harun Yahya, antik döneme ait bazı toplumların günümüzde dahi hayal edemeyeceğimiz yüksek teknolojiler kullandıklarını kanıtlamaktadır!


—M. Ö. 3200 yıllarında inşa edildiği söylenen Dublin yakınlarında Nevgrange'deki taş yapıt yüksek inşaat teknikleri ve astronomi teknikleri gerektirmekteydi (cilt 2, s. 535–536)

—İngiltere’deki Stongenhe (5000 yıl önce) belki de bizim tahmin bile edemeyeceğimiz bir teknoloji kullanılarak inşa edilmiştir.
—11 bin yıl önce göbekli tepe'de yaşayan taş ustaları eğe, levye, rende gibi metal aletler kullanıyordu.
—Peru’daki duvara ait taş blokların nasıl kesilip birbirlerine monte edildikleri anlaşılamamıştır. Muhtemelen İnkalar döneminde bizim bu gün hayal bile edemeyeceğimiz ileri bir teknoloji kullanılmıştır. (cilt 2, s. 539)

—Yunanistan’da Jüpiter tapınağındaki büyük taşların madenden çıkarılıp taşınması, kullanılan inşaat makinelerinin gelişmişliğinin göstergesidir. (cilt 2, s. 540)

—Antik Mısır'da büyüteçle sayılabilen dokumalardaki ipliklerin inceliği, bugün makine ile dokunan ipek kumaşlar ayarındadır. (cilt 2, s. 548)

—Mısır piramitlerinin inşasıyla ilgili sırlar bu günkü bilgiyle bile çözülemedi (cilt 2, s. 550)


Harun Yahya, hayal bile edemeyeceğimiz çapta yüksek kültüre sahip toplulukların neden taş yapıtlardan başka bir iz bırakmadıkları sorusuna ise şu yanıtı vermektedir:

“belki de son derece konforlu konaklarda oturan, bakımlı bahçeleri olan, iyi hastanelerde tedavi olma imkânına sahip, ticari faaliyetlerde bulunan, sanata edebiyata önem veren, geniş kültür birikimine sahip bu topluluktan geriye sadece bu taş yapıt kalmıştır.” (cilt 2, s. 536)


Yazık!...

SONUÇ


Bu bir mizah yazısı değil, benim öyle bir yeteneğim yok. Yaptığım şey sadece Harun Yahya’nın YARATILIŞ ATLASI’NDAN bölümler aktarmak. Bu atlas, görüldüğü gibi yeteri kadar mizah unsuru barındırıyor.

Peki, bütün bunları neden yazdık?birincisi atlas'ı okumayan sadece fotoğraflarına bakan bazıları evrim kuramına karşı güçlü bir yanıt verildiğini sanabilir. Hologram kapaklar, kuşe kâğıtlar, renkli fotoğraflar bazılarının gözlerini kamaştırabilir. Böylece ortaya atılan iddiaların niteliği gözden kaçabilir. Gözleri kamaşanları uyandırmak istedik.

İkincisi, bilimden uzaklaşmanın ve evrim düşüncesini reddetmenin insanı nelere götürebileceğini göstermek istedik. Sağ olsun Harun Yahya bu konuda bol malzeme veriyor.

Üçüncüsü ve en önemlisi uyarmak istedik. Başka koşullarda böylesi bir ATLAS’A gülünüp geçilebilirdi. Ama ülkemizdeki bazı makamları işgal edenler ve bazı makamlara aday olanlar göz önüne alındığında, sadece gülüp geçemiyoruz.

Çok daha güçlü ve köklü bir aydınlanma atağına ihtiyacımız var.

Kaynak:
Ender Helvacığlu'nun yazdığı bu makale Bilim ve Gelecek dergisinin 39. sayısında (Mayıs 2007, s.4–8) yayımlanmıştır.
Aynı Kaynaktan: Bilim ve Gelecek
Daha fazla Makaleler
Siteye Son Eklenenler

Sevgi için Tanrı'ya ihtiyacınız yok
Umut etmek, umursamak, sevmek. Hepimiz bu güçlü ve temel duyguları hissetmişizdir. Bunlar insan olmanın ne demek...
Dindar ama cahil bir nesil
Son yıllarda doğan bebeklere, Kuran'da geçiyor diye verilen isimlerin anlamlarının aileler tarafından doğru...

Şifa, Kısmet, Derman
Anadolu insanı, 11.000 yıldır derdine çare bulmak için dilek tutuyor.
Diyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmış
Başbakan'ın 'dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerine paralel projeler Diyanet'ten. Kurum 2012-2016...

Bilim insani değerleri nasıl belirler?
Amerikalı yazar Sam Harris'in üçüncü kitabı "Ahlaki Görünüm - Bilim İnsanî Değerleri Nasıl Belirler...
'Din dersi de kaldırılsın'
Milli Güvenlik Bilgisi dersinin öğretimden kaldırılması sonrası, Can Dündar makalesinde zorunlu din derslerinin...

Yunan mitolojisinde intikam ve cezalar
Yunan mitolojisi çeşitliliği ve canlılığı ile şairlerin, ressamların, sanatın ve edebiyatın diğer dalları ile...
Facebook'ta 'Allah yoktur' dedi, tutuklandı
Endonezya'da sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden "Allah yoktur" mesajı yollayan bir kişinin...

Feng shui düzenbazlık mı?
Feng shui (kelime anlamı: rüzgar suyu) eski Çin doğa felsefesinin bir parçasıdır.
'Dosya paylaşımı' resmen din oldu
Kopimizm Kilisesi’nin resmen tanınmasıyla birlikte İsveç, dosya paylaşımını 'din' olarak tanıdı.

Dünyanın en değerli 10 dini mirası
İnsanlık tarihi boyunca toplumları etkisi altına bütün dinlerden günümüze birçok miras kaldı. Bu miras içinde Hz....
15 bin Çek 'Jedi dini'ne inanıyor
Çek Cumhuriyeti'nde yapılan bir araştırmada, 15 bin kişi Yıldız Savaşları filmindeki Jedi öğretisine inandığını...

Din nedir?
Din bir inanç sistemi ve yaşayış tarzı olduğu kadar bir araştırma konusudur da. Dolayısıyla dinin incelenmesi için bir...
'El ve ayak nasıl kesilir' dersi
Suudi Arabistan'da aşırı radikal öğretilerin yer aldığı kitapların ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde...

Din, Terör ve Aklın Geleceği
Amerikalı yazar Sam Harris'in ilk kitabı "İnancın Sonu - Din, Terör ve Aklın Geleceği" ile ilgili New...
Yararlı mutasyonun canlı örneği
Papua Yeni Gine'deki bir yamyam kabilesinin yakalandığı hastalık incelendiğinde doğal seçilimin canlı bir örneği...

Video Galeri

Musa dede Atayislere karşı
Musa dede Atayislere karşı
Musa dedemizin mandalin, elma, limon ve zeytin ile dinsizleri imana getirişi. Musa...

Çarşafın içinden spagetti yemek
Çarşafın içinden spagetti yemek
Sokağa çıkmak kara çarşaf giyenlerin de hakkı. Yalnız ne yediklerine dikkat etseler iyi...

Ermiş adam?
Ermiş adam?
David Mitchell ve Robert Webb'in BBC'deki programlarından bir tanıtım videosu....
Popüler Makaleler

Dindar ama cahil bir nesil
Dindar ama cahil bir nesil
Son yıllarda doğan bebeklere, Kuran'da geçiyor diye verilen isimlerin anlamlarının aileler tarafından...

'El ve ayak nasıl kesilir' dersi
'El ve ayak nasıl kesilir' dersi
Suudi Arabistan'da aşırı radikal öğretilerin yer aldığı kitapların ilkokul çağındaki çocukların...

Diyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmış
Diyanet 'dindar gençlik' için dünden hazırmış
Başbakan'ın 'dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerine paralel projeler Diyanet'ten. Kurum...

'Din dersi de kaldırılsın'
'Din dersi de kaldırılsın'
Milli Güvenlik Bilgisi dersinin öğretimden kaldırılması sonrası, Can Dündar makalesinde zorunlu din...
Benzer İçerik

Dindar ama cahil bir nesil
Muhafazakarların Vouge'u patlama yaptı
Mayo giymek günah diyenler: %61
'Ekşi soruşturmanın' mağdurları
Türkiye'de derneklerin çoğu cami derneği
Din size şişme Noel Baba bıçaklatabilir
Türk ateistler rahatsız
Acemi kasaplar iş başında
Dindar olmayan din hocası
Klasikleşen Ramazan haberleri
Faiz 'caiz' oldu
Cami yap köşeyi dön
Kuran'dan bilim türetmek
Sanal Kabir, 3G Evlilik, MSN Boşanma
İtten aç yılandan çıplak kalasın
Kadınların durumlarını din belirliyor
Mübarek Valentine
Yaratılış Atlası evrimleşti
Esra Ceyhan hidayete erdi
Nedir bu indirgenemez karmaşıklık
Aptal tasarım
Camide "Önce Vatan" yok!
İmam hatiplerde kayıt patlaması
Organize dilenciliğe tepki
Akıllı tasarımcılara bilimden darbe
Türk eğitim sisteminde Evrim
Türk akademisyenler gözünden yaratılışçılık
Akla ziyan Harun Yahya siteleri Top10
Pastafaryanizm: Uçan Spagetti Canavarı
Havva ve Adem'in göbek deliği
Bilimin dogmalarla savaşı
Evrim'in ABD yargısındaki evrimi
Paleontoloji Derneğinizi yesinler
Adnan Oktar'ın Dawkins'li ilanı
Kambriyen patlaması yaratılışı destekler mi?
Yaratılışa destek istifa ettirdi
Yanılgı Serisi: Akıllı Tasarım
ABESLE İŞTİGAL

Anunnaku kulunu kısmeti ile yaratır!

Ama Anunnaku kim?
Bugün En Çok Okunanlar
Bilim insani değerleri nasıl belirler?Dindar ama cahil bir nesilAgnostik Kimdir?10 ayette KuranBazı Tanınmış Agnostikler