|
21 Haziran 2009
tarihinde
Türkiyeden
bölümüne eklendi.
|
Kaynak:
Turan Dursun
|
|
Elinizdeki kitap, daha güzel bir dünya için açılmış bir çığırın kitabıdır. Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de "tabu"ların yıkılması gerekli. |
|
Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da "din"lerden, "inanç"lardan kaynağını alan tabular.. Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı. En başta da kafalardaki "iman zinciri"...
|
|
 |
|
|
|
bu makaleyi oylayın
|
|
|  |
Bu zincirlerin geçerli olduğu toplumlardaki insanlar, gerçekte "insanlar"dan daha başka şeydirler. İnsanın "düşünme" özelliğine tam yaraşır biçimde düşünemezler, "iman" kalıpları içindedir düşünceleri. Doğanın yapışına, yasalarına ters doğrultudaki "değişmezlikler" içinde... Duygular da öyledir. Hepsi "Tanrı damgalı"dır. Zincirli olması yüzünden gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Uyumları bile uyumsuzluklarla doludur. Dünyamızdaki her tür olumlu gelişme, "din"inki, "iman"ınki başta olmak üzere, "tabu"ların zincirlerinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. "İnsan aklı", bilim, teknoloji, "insan hakları" alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.
"Akıl" ve "bilim", aydınlık kesimdedir. "Din", "iman"sa karanlık kesimde. Aklın, bilimin "ölçüleri" bellidir. "Gözlem" vardır, "deney" vardır, "nesnellik" vardır... Yolu ışıklandıran da bunlar. Din ve imandaysa bunlar yoktur. Karanlığı da bundan...
Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gerekli. Dinin, imanın üzerine giderken de...
Elinizdeki kitapta bulunan yazılarla, bu alanda bir ışık sunmaya çalışılmıştır. Bu yazıların "kitap" durumuna getirilmesi de çok yoğun istekler üzerine olmuştur.
Sevgili okurum! Bu yazıları, elbette ki sen değerlendireceksin. Benim burada, tarih ve kamuoyu önünde belge niteliğini taşısın diye belirtmek zorunda olduğum bir şey vardır:
Bu yazıların, yazılı basında yer alması için çok uğraştım. Çok kapı çaldım. Aylarca, yıllarca sürdü çabalarım. Ama hep geri çevrildi. "Çağdaş", "aydın" olarak tanınan kesimde bile, ürküntüler oluşturdu. En hafif olanlar sunulduğunda bile, "yer verirsek bizi taşlarlar" diye karşılandı. "Taşlanmak" ne demek, "bombalanacaklarından" korkanlar bile oldu. Kimilerinin karşılığıysa alışılagelen "taktikçi" politikacıların ağzıyla : "Biz, dine saygılıyız. Din duygularının incitilmesinden yana değiliz..." biçimindeydi. Her geri çevirilişimde düşünüyordum hep. Bu duyguları "incitme" göze alınmazsa, karanlıklarla nasıl savaşılabilir? Uygarlık alanındaki adımlar, bu duyguları incitmeden oluyor mu? "Dinî duyguları incitilmeden", daha güzel, daha uygar, insana daha yaraşır bir dünyaya ulaşma yolundaki "değişme"ler, "değiştirme"ler nasıl olabilir? Ve olabiliyor mu? Hangi "yeni" ve "yenilik" bu duyguları incitmeden gelmiş, ya da getirilebilmiştir? İnsanoğlu kendisini ve doğayı değiştirirken "din duyguları"nı da "incitmemiş midir"? Bunları düşündüm, durdum yeniden düşündüm. Öbür yandan tartıştım. Ne ki, yol bulamadım, kapı bulamadım bizim "özgürlükçü" (!) yazılı basınımızda. Bunu belgeliyor ve suçladıkları "baskıcı rejim"lerin egemenlerinden pek geri kalmayacak biçimde katı birer bekçi, özgürlük için gerekli suların akmasına meydan vermeyen birer tıkaç durumundaki "aydın"ları ülkemiz ve dünya kamuoyu önünde suçluyorum.
Sonunda bir kapı buldum: 2000'e Doğru dergisini çıkaranlar açmıştı bu kapıyı. Saçak dergisi ve sonra 2000'e Doğru. "Ohh"! Ne güzel bir olay. Artık, İslâm'daki özel deyimiyle "mesail-i müstetire"yi, yani dince "kapalı kalması gereken konular"ı gün ışığına çıkarabilecektim. Ve koyuldum. Bildiğiniz gibi...
Bir gün öbür kitaplarımın da yayımlanabileceğim biliyorum: 5 cilt olarak yayıma hazırladığım "Kutsal Kitapların Kaynakları". Ayrıca tarihte ve dünyada ilk olan ve çok değerli bir dostumun desteğiyle yayıma hazırladığım 14 ciltlik "Kur'an Ansiklopedisi". Biliyorum, bütün bunları okuyacaksın sevgili okurum.
Haziran 1990 / Turan Dursun
Okuduğunuz, Turan Dursun'un ilk kitabı, Din Bu 1'in önsözüdür. 4 Eylül 1990 günü, İslami Hareket Örgütü tarafından sırtından vurulup öldürülmeden üç ay evvel yazılmıştır. Turan Dursun'un kitapları, ancak onun ölümünden sonra yayınlanmış ve yüzbinlerce okuyucusuna ulaşmıştır.
Kitapları
- Kur'an Ansiklopedisi (14 cilt)
- Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)
- Din Bu (4 Kitap)
- Kulleteyn (otobiyografi)
- Şeriat Böyle
- Allah Kaynak
- Dua Kaynak
- Kur'an Kaynak
- Turan Dursun Hayatını Anlatıyor (söyleşi)
- Müslümanlık ve Nurculuk
- İlhan Arsel'e Mektuplar
- Ünlülere Mektuplar |