HABER ATÖLYESİ:
Üye Girişi Yeni Üye Kaydı
ANA SAYFA AGNOSTİSİZM BİLİM DÜNYADA DİN TÜRKİYE GÜNDEMİ MAKALELER FORUM DİNİ TEST
FORUMDAN:
26 Haziran 2009 tarihinde Bilim bölümüne eklendi. Kaynak: BBC

Darwinizm'in düşünce tarihine etkisi

Eger toplumu fena halde sarsacak ve öfkelendirecek bir fikriniz olsaydı, bunu paylaşmaktan korkup kendinize mi saklardınız? 150 yıl önce Charles Darwin, böyle yapmadı.
Darwin bilim tarihinin en önemli ve 'tehlikeli' fikirlerinden birini, tüm yaşamın geçirdiği evrimin mekanizmasını, 'Türlerin Kökeni' adlı kitapla bilim dünyasına ve kamuoyuna açıkladı.
Darwinizm'in düşünce tarihine etkisi

bu makaleyi oylayın
Canlıların evrim sürecine ve insanın doğadaki yerine ilişkin pek çok soruya yanıt arayabileceğimiz çerçeveyi sunan Darwin, başta Biyoloji olmak üzere genetik ve tıp gibi alanlarda temel bir öneme sahip.

Devrim etkisi yapan evrim fikri

Ancak bu teorinin bazılarınca tehlikeli bulunduğu alanlar doğa bilimlerinin çok ötesine siyaset, kültür ve dine ilişkin görüşlerimize uzanıyor.

Darwin evrimden bahsediyordu, ama fikirleri bilim ve düşünce tarihi üzerinde devrim etkisi yaptı.

Darwin'in düşünce dünyamız üzerindeki etkisini, Darwin üzerine pek çok makale yazan İngiliz filozof Anthony Grayling’le konuştuk.

Anthony C. Grayling: Bence Darwin'in düşünce tarihi üzerinde çok derin bir etkisi var. Bu etki, yalnızca, biyoloji bilimine etrafında organize olabileceği bir çerçeve sunduğu için önemli olmakla kalmıyor. Biyolojiye sunduğu imkânlar üzerinden, insanlık için çok önemli olan pek çok başka etkinliğe, örneğin tıbba da katkıda bulunan bir teori. Doğa ve doğanın bir parçası olarak insanın Darwinci bir yolla düşünülmesi, anlayışımıza olağanüstü bir derinlik kazandırdı.

BBC: Darwin’in düşüncelerinin hem Marx, hem bazı liberal ve neo-liberal yazarlar hem de bazı aşırı sağcı figürler tarafından övgüyle karşılandığını biliyoruz? Sizce tüm bu kesimlerin Darwin’den övgüyle bahsetmesi nasıl mümkün olabildi.

Darwin’den sonra eskisi gibi düşünmek mümkün değil


A. C. Grayling:Bence bunun nedeni, Darwin’in biyoloji alanında ortaya koyduğu düşüncelerin doğru olduğunun tüm bu farklı kesimler tarafından tanınmış olması. Uzun vadede insan ve toplum arasındaki ve bunların doğayla olan ilişkileriyle ilgili algılarımızda çok derin bir etki meydana geldiği çok farklı kesimlerce kabul edildi.

Darwin'in fikirleri toplumu öylesine sarstı ki, dini görüşleri nedeniyle Darwin'e eleştirel bakan insanlar için bile, kendilerini Darwin öncesi düşünce biçime geri döndürmelerinin bir imkânı kalmadı.

Darwin'den önceki dönemde, insanlar, insanoğlunun çok özel olduğunu ve doğanın geri kalanının dışında bir varlık olduğunu düşünebiliyordu. Ancak, Darwin düşüncesinin etkisi, bize bizim doğadan kopuk değil, onun bir parçası olduğumuzu görmezden gelemeyeceğimiz bir şekilde gösterdi.

BBC: İnsanlık tarihi açısından çok önemli roller oynayan iktisat ve siyaset teorilerinin pek çoğu, en temel önermelerini, insan doğasına ilişkin varsayımlar üzerinden kanıtlıyor. İnsan doğasına ilişkin farklı varsayımlardan, farklı anlayışlar çıkabiliyor. Bu noktada, Darwin'in evrim teorisi, çoğu zaman değişmez olduğu varsayılan insan doğasının da, insanla birlikte bir evrim içinde olduğunu ortaya koydu. Siz Darwin'in bu tartışmalara katkısını nasıl yorumluyorsunuz?

Darwin’in teorisi ırkçılar tarafından kötüye kullanıldı


A. C. Grayling: Evet, Darwin’in insan doğası, doğa, toplum ve insanlar arasındaki ilişkilere dair düşüncelerimiz üzerindeki etkisi, özellikle bu konulardaki bilgilerimizin ekonomi ve siyaset üzerindeki etkilerini göz önüne aldığımızda çok önemlidir. İzleyeceğimiz siyaseti belirleme ve eyleme geçirme noktasında insan doğasına ilişkin bilgi ve anlayışımızı temel alıyoruz. Darwin’inki tabi ki her şeyi açıklayan bir teori değil. Ve tabi ki, bu teori, temellerini Darwin'den aldıklarını söyleyen bazı ırkçılar tarafından kötüye kullanıldı.

BBC: Neyin iyi neyin doğru olduğuna, nasıl yaşamak gerektiğine ilişkin düşünceler insan dışında doğanın geri kalanı için söz konusu değil. Örneğin, bir aslanın, bir başka hayvanın yavrusunu yemesini iyi veya kötü olarak değerlendirmiyoruz. Peki, Darwin'in insanı, etik ve ahlakın alanı dışındaki doğanın bir parçası olarak göstermesi, insanlığın yeni bir etik fikriyle çıkmasını gerekli kılmıyor mu?

A. C. Grayling: Hayır bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü en azından Batı geleneğinde etik zaten doğayı temel alır. Örneğin, Antik Yunan'da, Helenik ya da Roma düşünce dünyasında eğitimli insanların etiğinin, bin yıl kadar bir süre boyunca dinsel, Tanrısal bir temeli yoktu. İnsanları oldukları gibi anlamaya çalışıyorlardı. Örneğin Aristoteles'in ya da Stoacıların etiğe yaklaşımlarına baktığınızda, bunun büyük oranda, insanlığı anlama çabasının bir parçası olduğunu görürsünüz.

Dolayısıyla, doğal varlıklar olarak insanlığa ilişkin daha derin bir anlayış, Batı geleneğinin karşısında olmayıp, bu etik anlayışının daha da gelişmesini sağlayacaktır. Bu tabi ki, insanların doğal durumuyla ilgili tüm gerçekleri kabullenmemiz anlamına da gelmez. Saldırganlık ve hırs gibi birçok özellik başka hayvanların özelliği olduğu kadar insanların da özellikleri…

Ancak, bunlar toplum açısından kabul edilebilir şeyler değil çünkü sosyal bağları zedeliyor. Bizler de doğanın, bu gibi durumlar üzerine düşünebilen ve hangi yönleri öne çıkarıp hangi yönleri disipline almamız gerektiğine karar verebilecek bir parçasıyız.

Kopernik ve Darwin’den sonra Freud'un darbesi


BBC:Darwin'in teorisini ortaya attığı 1850'li yıllar, başka önemli düşünürlerin de, ortaya çıktığı dönem. Darwin'in Londra'daki mezarınının birkaç kilometre ötesinde bir başka önemli düşünürün Karl Marx'ın mezarı var, yine birkaç kilometre daha gidersek psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'un mezarına ulaşabiliyorsunuz. Çok farklı alanda teoriler olsa da Darwincilikle psikoanaliz arasında bazı paralellikler kuranlar var. Kopernik’in dünyayı güneş sisteminin ve evrenin merkezi olmaktan çıkarması gibi, Darwin de insanı doğanın merkezi olmaktan çıkarıyor. Freud ise insanın kendisini dahi tümüyle kontrol edemediğini ortaya koyduğu teorisiyle, insanın kendisini merkez olarak gören anlayışına bir darbe daha vurdu. Grayling bu paralelliği şöyle değerlendiriyor.

A. C. Grayling:Doğada, özellikle insanda olduğu türden ileri bir tür zekayı bulamadığımız çok durum olduğu açıktır. Dolayısıyla, bir aslan bir geyiği yediğinde onun kötü olduğunu düşünmediğimiz gibi, doğada gerçekleşen davranışları da iyi ve kötü olarak değil nötr olarak kabul ederiz. Freud’un ortaya koyduğu fikirlerden birinin de insanın birçok rasyonel olmayan parçasının olduğu kesinlikle doğrudur.

Davranışlarımızın bazıları bilinçaltınca yönlendirilir ve bilincimizin doğrudan kontrolünde değildir. Ancak, insan doğanın geri kalanında var olan canlılara kıyasla, kendi davranışları üzerine düşünebilme yeteneğine sahiptir. Bizler bilinçaltı isteklerimizi, psikanaliz yoluyla da bilince çıkarabilecek durumdayız. Bir kez bilince getirdikten sonra da, bazı seçimler yapabilir ve kendimizi disipline edebiliriz.

BBC: Darwin evrimin mekanizmasının nasıl işlediğini açıklayan bir teori ortaya koydu ve bu teoriye göre, evrimin mekanizması zorunlu olarak önceden belirlenmiş adımların gerçekleştiği determinist bir yapı değil, tesadüflerle de ilerleyebiliyor. Sizce Darwincilik’ten de çıkan bu düşünce, günlük yaşamımızı nasıl etkiliyor?

A. C. Grayling: Bence Darwinci doğal seçme teorisi, türlerin hangi süreçler sonunda adapte olacağı anlamında determinist olarak görülebilir. Türlerin nasıl evrim göstereceği de, türün bireylerinin bilinç dışı dürtülerle kurduğu ilişkiler sonucunda belirlenebilir. Ancak, insanlar söz konusu olduğunda, belirli farklılıklar söz konusu çünkü örneğin bir insan zihni hakkında yalnızca kafatasının içini düşünerek tam bir sonuca ulaşamazsınız. Çünkü bir birey ve o bireyin benliği yalnızca, kafatasının için de olup bitenlerle açıklanamaz. Bu bireyin, çevresiyle ilişkileri de önemlidir. Bireylerin çevreleriyle kurduğu ilişkiler de oldukça karmaşık ve çeşitli olduğu için bir bireyin ya da insan türünün determinist bir şekilde ilerlediğini söylemezsiniz. Çünkü burada etkili olan hesaba katılamayacak kadar çok faktör var.

'Uyumlu olanın yaşamını sürdürdüğü bir toplum uçları törpülüyor'

BBC:Temelini Darwin'in düşüncesinden alan "en uyumlu olanın yaşamını sürdürmesi" fikri, evrim sürecinin aşırı olanları ödüllendirmediğine işaret ediyor. Bu aşırılar arasında da en güçsüz ve zayıf sayılanlar olduğu gibi, en güçlü ve ileri sayılanlar da bulunuyor ve evrim süreci içinde her iki uç da elenerek ortalama olanın, uyum sağlayanın hayatta kaldığı bir süreç tarif ediliyor. Peki, sizce bu düşünce siyasete ve sosyal yaşamın düzenlenmesine ilişkin fikirlerimizde nasıl sonuçlar doğuruyor.

A. C. Grayling: Bu tabi ilginç bir nokta ve önemli bir soruna işaret ediyor. Öncelikle "en uyumlu olanın yaşamını sürdürmesi" fikrini Darwin'den etkilenerek ilk ortaya atan Herbert Spencer'dır. Darwin'de bu kavramı Spencer'ın ardından kullanmaya başlamıştır. Ancak, Darwin için "en uyumlu olanın yaşamını sürdürmesi" ilkesi, çevresine en iyi uyum sağlayan türlerin hayatta kaldığını ve türlerin çevre baskısı altında değişmek durumunda kaldıklarını anlatıyor.

Spencer ise bunu bir bakıma Nietzsche'nin "üst insan" kavramı gibi en zeki, en hızlı gibi özelliklere sahip üstün bireylerin yaşamlarını sürdürmesi olarak ortaya koyuyor. İnsanlık tarihi, bu tür bir anlayışın yanlış olduğunu defalarca ortaya koydu. İnsanlar etik bir yaklaşımla, toplumun zayıf üyelerini korumak için kurumlar ve yaklaşımlar geliştirip, toplumda en baskın olanları sınırlama yoluna gitti. İnsanlar zaten, doğal çevrelerine uyum sağlamış değil, inşa ettikleriyle doğayı kendilerine uyumlu hale getirmiş durumdalar.

BBC:Darwinci evrim anlayışının bazı dini çevrelerce "tehlikeli" bulunmasının en önemli nedeni Darwin teorisinin Tanrı inanışını imkansız kıldığı düşüncesi. Anthony Grayling, Darwin'in Tanrı inancını yıkma gibi bir iddiası olmamasına rağmen, fikirlerinin bu yönde bir etkisi olduğunu belirtiyor.

A. C. Grayling: Tabi, Darwin hiçbir zaman teorisinin, yaşamın kökenini açıkladığını iddia etmemişti. Darwin'in açıkladığı canlıların zaman içinde geçirdikleri değişimlerin mekanizmasıdır. Fakat, karmaşık yapılara sahip canlıların daha basit yaşam formlarından evirilebildiğini göstermesi, canlıların da canlı olmayan moleküllerden ortaya çıkabileceğine işaret eder. Dolayısıyla, yaşamın kökenini açıklamak için bir yaratıcının gerekli olduğu türünden bir hipotez Darwin için gerekli değildi.

Tabi bu tartışma, Darwin'den önce de olan bir tartışmadır. Ancak Darwin, yaşamı açıklamada dini varsayımların gerekli olduğu düşüncesini ciddi bir şekilde sarsmıştır. Bu nedenle farklı dinler, varoluşa ilişkin çok eski zamanlardan bu yana benimsedikleri inanışları savunmak için karşı bir baskı oluşturuyorlar. Yaradılış inanışının asıl olarak Amerika'da olsa da, Türkiye gibi ülkelerde de yeniden gündeme gelmesinin nedeni de bu çabalardır.
Aynı Kaynaktan: BBC
Dinler dokuz ülkede yok olacak
BİLİM
14 Mayıs 2011
Bu maddeye dokunan öldürülüyor
DÜNYADAN
2 Mart 2011
Daha fazla Bilim
Siteye Son Eklenenler

İnsanın evrimi Darwinci seçilimle sürüyor
Yeni kanıtlar insanların evrilmeye devam ettiklerini ve türümüzün modern dünyada da önemli derecede doğal ve cinsel...
Ezan gürültüsü gürültü değilmiş
Erzurum'daki bazı camilerde yapılan ölçümlerde, yasal sınır olan 65 desibel yerine 104 desibele varan şiddette...

Evrim kasedini baştan oynatmak
500 milyon yaşındaki bakteri geni bu yıl evrilmek için ikinci bir şans yakaladı. Deney, biyologların evrimin hangi...
Cami yaptır vergiden kurtul
TBMM'ye gönderilen tasarıyla okul, hastane ve öğrenci yurdu yaptıranlara uygulanan vergi indiriminden camilere...

Ve Neandertal konuştu
Florida Atlantik Üniversitesinden antropolog Dr. Robert McCarthy ölümlerinden 30 bin yıl sonra Neandertalleri...
Din eksenli eğitim ve dünya
Din eksenli bir eğitimle, gençleri eski dünya yaşam biçimine göndermek, tarihin akışına ters düşmektir. 21. asırda, din...

İndirgenemez karmaşıklık neden budalacadır?
Michael Behe'ye göre bir sistem eğer içerisindeki bir parça kaybolduğunda işlevini yitiriyorsa, bu sistem...
Fazıl Say'a soruşturma
'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik' ve 'dini değerlere hakaret' suçlamaları üzerine savcılık...

Tünelin ucundaki ışık beyinde
Uzmanlar, insanın ruhunun beden dışına çıkması, ölmüş olan yakınlarla karşılaşma gibi deneyimlerin ölümden sonraki...
TRT'de skandal cin ve hurafe yayını
Devlet televizyonu TRT Haber kanalında 25 Mart Pazar günü yayınlanan "Büyük Takip" adlı program akıllara...

Evrim bir gerçek ve bir teoridir
Biyolog olmayan insanlar biyolojik evrim hakkında konuşurken, genellikle tanımın iki farklı bakış açısı kafalarını...
Yaratılışçı-dinsel ideolojinin tarihçesi
Yaratılışçılığı benimsemek, bir özgür düşünme değil inanç sorunudur. İnanmak, inanılan kişinin ve kurumun hizmetine...

Zamanda yolculuk sadece filmlerde
Tek bir fotonun ışık hızından daha hızlı gidemediğini gösteren bilim adamları, zamanda yolculuğun imkansız olduğunu...
Din hanesi yine AİHM'e gidiyor
Ermeni gazeteci Cevat Sinet, engelli kimliğini almak için gittiği Batman Valiliği’nde ‘Kimliğinde Hıristiyan yazıyor....

Tanrı parçacığı bulundu
Dünyanın başlangıcıyla ilgili sırrı çözeceği düşünülen 'Tanrı parçacığı'nın varlığının kanıtlandığı öne...
Diyanet İşleri'ni lağvetmek
Eğer demokrasi için yeni bir anayasa yapılacaksa, hiç kuşku yok ki din işlerinin artık devlet, yani ulus finansmanıyla...

Video Galeri

Ne kadar Salavat o kadar Huri
Ne kadar Salavat o kadar Huri
En çok salavat getiren Cennette en çok huriye sahip olur. Beleş iş yok. Yatana saman yok....

Gece cenaze namazı olur mu?
Gece cenaze namazı olur mu?
Türkiye, gece kılınacak ilk cenaze namazının heyecanını yaşıyor. (Zaytung) (video)

Genç Akademisyenlerden Başbakan'a Yanıt
Genç Akademisyenlerden Başbakan'a Yanıt
Başbakanın "Dindar bir gençlik istiyoruz" sözlerine karşı başlatılan imza...
« ÖNCEKİ YAZI
SONRAKİ YAZI »
Popüler Makaleler

Ezan gürültüsü gürültü değilmiş
Ezan gürültüsü gürültü değilmiş
Erzurum'daki bazı camilerde yapılan ölçümlerde, yasal sınır olan 65 desibel yerine 104 desibele varan...

Fazıl Say'a soruşturma
Fazıl Say'a soruşturma
'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik' ve 'dini değerlere hakaret' suçlamaları üzerine savcılık...

TRT'de skandal cin ve hurafe yayını
TRT'de skandal cin ve hurafe yayını
Devlet televizyonu TRT Haber kanalında 25 Mart Pazar günü yayınlanan "Büyük Takip" adlı program...

Yaratılışçı-dinsel ideolojinin tarihçesi
Yaratılışçı-dinsel ideolojinin tarihçesi
Yaratılışçılığı benimsemek, bir özgür düşünme değil inanç sorunudur. İnanmak, inanılan kişinin ve kurumun...
BİR SESLİ MESAJINIZ VAR

Flash Player Gerekiyor

BILL MAHER - Lüks
İnançsız olmak neden en büyük lüks?
Benzer İçerik

ABESLE İŞTİGAL

Garip kuşun yuvasını Minawara yapar!

Ama Minawara kim?
Bugün En Çok Okunanlar
Agnostik Kimdir?10 ayette KuranEzan gürültüsü gürültü değilmişUyanmak İsteyenlere ÖnerilerHinduizm ve Budizm